Kalbine dokunamadığının, tenine dokunsan ne çare...
☁ Aşkını anlatmaya yeltenme sakın ancak söylenmemiş aşklar aşktır. Çünkü hafif rüzgarlar tatlı tatlı , sessiz ve görünmez eser. William Blake... ☁
Beklemek, özlemek, beklemek, özlemek... Hayat, bu iki kelimenin arasında sıkışıp kalmıştı işte.
Benim “ha demeden hayran olan” bir gönlüm var, o ise aynı şeyi anlayan iki kişiden birinin tebessümüyle bakıyor yüzüme.
Anı, saygı, unutulmamak... Hepsi yaşayanlar içindi.
"İyi. Çünkü seni bırakmaya hiç niyetim yok." "Bazen senden nefret etsem bile mi?" "Özellikle o zaman." "Zor biri olsam bile mi?" "Ben de zor biriyim." "Benden bıktığında bile mi?" "Dünyadan bıkarım ama senden asla, karıcığım." "Bıkmasan iyi...
Kazanılabilecek en sağlıklı alışkanlıklardan biri: Hiçbir şeyi kişisel algılamamak.
Bir şeyi bir kez kaçırsam da , başka bir şeyi yakalarım , sonuçta istediğim şeyi kaybetmem.
Hayat bu; her şey olacağına varırdı.
Umudumuzu yitirirsek nasıl yaşardık?
Ben belki de ondan çok kendime kıydım…
Dokun, kalbime dokun İçin elverirse söyle ben yokum Dokun, belki özlersin Yolundayım sonun, sonundayım yolun...
"Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var...”
Yorgun. Bu dünyanın işlerinden çok uzak. Ama inanıyorum ki ruhu hâlâ gençliğindeki gibi.
"Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?”