Kalktım yürüdüm elimdeki çaresiz soruyla: İnsan neden hep sona bırakır kendini?
İnsan olmak; ateşten gömlek giymek gibidir.
Gönül dağı yağmur yağmur, boran olunca Akar can özümde sel gizli gizli Bir tenhada can cananı bulunca Sinamı yaralar, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy Dil gizli gizli Dil gizli gizli Dost elinden "Gel" olmazsa varılmaz Rızasız bahçanın gülü derilmez Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez
Yağmur düştü yolumuza, dolu kar vurdu, dolu kar vurdu Yiğit yiğide yanaşmak, yine kâr oldu, yine kâr oldu Gönül gönüle değince, yol mu dayanır hey dost, yol mu dayanır Gönül gönüle değince, yol mu dayanır hey dost, yol mu dayanır Arif olan söylemişti, bu yol çetindir, bu yol çetindir Gözümün nuru peygamber, o da yetimdir, o da yetimdir Omuz omuza verince, yol mu dayanır hey dost, yol mu dayanır Omuz omuza verince, yol mu dayanır hey dost, yol mu dayanır Zaman sevdamıza gebe, asla bükülme, asla bükülme Elbet bu yol düze çıkar, sakın dökülme, sakın dökülme Dönüp hakka yürüyünce, yol mu dayanır hey dost, yol mu dayanır Dönüp hakka yürüyünce, yol mu dayanır hey dost, yol mu dayanır
Senin gibi bir aşk çiçeği ne yapar Seher vakti yağdığında yağmurlar? ” Diye mezar sordu güle. “Ya senin o kuyu gibi ağzına Düşen insan ne yapar daha sonra? ” Diye sordu ona gül de. Ey karanlık mezar, amber ve bal Kokusuna döner o...
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Ağlamaktan mı karadı gözlerin Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin Şimdi neden yaşardı gözlerin Hasta mısın, yorgun musun nen var Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar... Victor Hugo
Kokunu alamamak, Sesini duymamak. Ha birde gözlerine bakamamak çok koyuyor be... Bunu bil🖤
Başkası söylese öfkelenir sustururum, annem söyleyince sadece susar ve yıkılırım. Çünkü en derin izi, yabancı değil, en yakının bırakır...
Sen beni tanımadan nasıl sevdin? +Ben senin sesini, Ben senin gülüşünü, Ben senin sohbetini, Kalbini sevdim Milana... -Görmeden mi? +Aşk görmek gerektirmez Milana
Aşk mıydı insanı bu kadar kör eden yoksa benmiydim aşık olmak için gözlerine bakan