Her karanlık kendisini sonlandıracak şafağın tohumlarını içinde taşır Dante Alighieri
Çılgınca aşığım sana ama demem, diyemem çünkü aramızda dağlar, denizler ve benim o kahrolası gururum var bu böyle sürüp gidecek sen, seni sevdiğimi bilmeyecek, öğrenmeyeceksin ben her gece yıldızlara seni sevdiğimi söyleyeceğim sana asla...
Bir gün baksam ki gelmişsin.. Ne yüzünde bir gölge, ne dilinde sitem var. Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm Benim olmuş dünyalar...
İki rayı gibiyiz bir tren yolunun yakın olması neyi değiştirir son istasyonun..
Gider yine bak tüm heveslerim Tutamam onları buna üşenirim
Söylediklerimin yarısı beş para etmez; ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir diye konuşuyorum.
Eğer kış, 'Baharı yüreğimde saklıyorum' deseydi, ona kim inanırdı?
-Gözden ırak, gönülden de ırak olur mu efendimiz? -Hayır Olric. Yüreğinde bir yer açıp oraya oturttuğun her kimse , seninle birlikte gider her yere.
Ağaçlar yeryüzünün gökkubbeye yazdığı şiirlerdir. Ama biz onları devirir ve boşluğumuzu kaydedebilmek için kağıda dönüştürürüz.
Evim der ki, 'Beni bırakma, çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.' Yolum der ki, ' Gel ve beni izle, çünkü ben senin geleceğinim.' Ve ben hem eve, hem de yola derim ki, 'Benim ne geçmişim, ne de geleceğim var. Eğer kalırsam, kalışımda bir...
Ne hayallerle, ümitlerle Mutlu olmaktı dileğimiz Suçlu ne sensin, ne de benim Şimdi ben sensizim, sen de bensiz...
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz Keder sana yakışmıyor gül biraz Arzular vardır bilirsin anlatılamaz.
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Ağlamaktan mı karadı gözlerin Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin Şimdi neden yaşardı gözlerin Hasta mısın, yorgun musun nen var Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar...
Senin gibi bir aşk çiçeği ne yapar Seher vakti yağdığında yağmurlar? ” Diye mezar sordu güle. “Ya senin o kuyu gibi ağzına Düşen insan ne yapar daha sonra? ” Diye sordu ona gül de. Ey karanlık mezar, amber ve bal Kokusuna döner o...
Tatlı dil söyleneni değil, söyleyeni yüceltir