Hayatımızın yarısı kınamakla, diğer yarısı da kınadıklarımızı yaşamakla geçiyor...
"Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz.” (Grange)
Ve gün gelir, konuşmak yerine susmanın, mesafe koymanın, unutmanın bizi daha az incittiğini anlarız....
Ümidimiz azaldıkça, hüznümüz artıyor. Derdimizi en iyi bilen,kalbimizi ümitsizliğe düşürme... . “Allah bana yeter, O’ndan başka ilâh yoktur, O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın Rabbidir.
“Bir dua binlerce kederi silmeye yeter ..”
Üstümde yorgunluk Güllerde var bir solgunluk Vadetmemişler kimseye Küsmüşler onlar çiçekçiye
"Kaldığın yerden devam etmek diye bir şey yoktur. Ya bıraktığın orada değildir, ya da bıraktığın gibi değildir." (Charles Bukowski)
…ah şu yalnızlık kemik gibi ne yanına dönsen batar... (Cahit Zarifoğlu)
Hiç kimseye tahammülüm yok ama sana ihtiyacım var. Daha nasıl anlatayım. ( The Panic in Needle Park)
İçten kırılmak ince bir sestir onu ancak Allah duyar.
Bir kitabı iki kere okursan sonu yine aynı biter.....
İyi ki toplumda siz kadınlarla birlikte yaşıyoruz, sizin olduğunuz yerin refahı artıyor, bir kadının yanında biz erkekler bile kendimize çeki düzen veririz, duruşumuz, konuşmamız bile değişir, iyi ki varsınız... Ne demişti Neşet Ertaş; "Kadınlar...
En büyük acı olay anında hissettiğin değil, olayın üzerinden bir zaman geçtikten sonra, yapacağın hiçbir şey kalmadığında hissettiğindir, Ama zaman her acının çaresidir derler, Gel gör ki, ömrümüz bu önermenin doğruluğunu sınamaya vefa etmiyor...