Olan oldu, şimdi yeniden başlayalım.
Doymak bilmez, durdurulamaz, en fenasından, en karanlığından bir şeytan.
"Bazen susmak, en yüksek sesle haykırılan yalandan daha çok acı verir."
sonra o güller ay ışığında vahşi bilinmez hangi acıların kanattığı sonra o saklı kokular yapışkan ıslak ve dişi insanı tepeden tırnağa ter içinde bırakarak sonra o sıcak o çocuk gülüşleri uzaktan içine sanki yıldızların aktığı …
"İnce tavırlar, güzel davranışlar yürekten gelir."
Yalnızlık parmakların ucundan başlıyordu..
Eski bir söz vardır, 'Her ışıldayan, altın değildir,' derler...
Nefreti alt edebilecek şey şiddet olmadığı gibi, Yaraları iyileştirebilecek şey de intikam değildir.
Bir insan, ruhunun dirliği için hiçbir zaman başka bir insanoğluna güvenmemelidir.
Biliyorum, Yıldızların en parlağı sensin.
İnsanlar mutluluğu mu ararlar güzelde, Mutlulukta ille de güzeli mi ararlar..
Benim söylemek için çırpındığım gecelerde, Siz yoktunuz.
Gelmeyecek misiniz ben ölmeden? Her şey temelli bitti mi aramızda?
Harika bir kriz yönetim mantığı vardı. Hiç yönetmemek gibi mesela.
"İnsan ölen çocuğunun gözlerini nasıl kapayabilir?"