Didem Madak’ın Ah’lar Ağacı kitabı, modern Türk şiirinde acının, kadınlığın, yoksunluğun ve çocukluk yaralarının en sahici biçimde dile geldiği metinlerden biridir. Bu kitapta şiir, estetik bir uğraş olmaktan çok, bir tür hayatta kalma biçimine...
Didem Madak’ın Ah’lar Ağacı kitabı, modern Türk şiirinde acının, kadınlığın, yoksunluğun ve çocukluk yaralarının en sahici biçimde dile geldiği metinlerden biridir. Bu kitapta şiir, estetik bir uğraş olmaktan çok, bir tür hayatta kalma biçimine dönüşür.
Madak’ın şiiri süslü değildir; hatta çoğu zaman bilinçli olarak kırık, eksik ve “yaralı”dır. Çünkü anlatılan şey de tam olarak budur: tamamlanamamış bir hayat duygusu.
Şiirin Temel Duygusu: Eksiklik
Bu kitapta en baskın duygu eksikliktir. Ama bu eksiklik basit bir yokluk değil, varlığın içine işlemiş bir boşluktur.
anne eksikliği
sevgi eksikliği
korunma eksikliği
ait olamama hissi
Bu eksiklikler şiirlerde doğrudan söylenmez; ama her dizenin altından hissedilir.
Madak’ın şiiri şunu söyler:
İnsan bazen bir şeyin yokluğunu değil, hiç olmamışlığını taşır.
“Ah” Kavramı Üzerine
Kitabın adı rastgele seçilmiş değildir. “Ah”, Türkçede hem bir iç çekiştir hem de bir tür içsel patlamadır. Bu kitapta “ah”:
bastırılmış duyguların sesi
dile getirilemeyen acı
geçmişin yankısı
haline gelir.
“Ağaç” ise bu duygunun büyümesini temsil eder.
Yani:
Biriken acı, zamanla kök salar.
Ve bu kitap, o köklerin şiire dönüşmüş hâlidir.
Çocukluk ve Travma
Didem Madak’ın şiirinde çocukluk masum bir alan değildir. Aksine, kırılmanın başladığı yerdir.
Çocukluk:
korunmayan bir alan
erken yüzleşilen acılar
anlaşılmama hâli
olarak karşımıza çıkar.
Bu yüzden şiirlerde sık sık bir çocuk sesi duyulur. Ama bu çocuk:
oyun oynayan değil
susmayı öğrenmiş bir çocuktur
Madak burada çok önemli bir şeyi yapar: Çocukluk ile yetişkinlik arasındaki sınırı kaldırır. Çünkü onun şiirinde insan, büyüse bile çocukluğundan çıkamaz.
Kadınlık ve Kırılganlık
Kitap aynı zamanda bir kadınlık deneyimidir. Ama bu deneyim idealize edilmez.
Kadın olmak burada:
kırılgan olmak
yük taşımak
görülmemek
sevilmeyi beklemek
gibi temalarla işlenir.
Madak’ın şiiri, kadınlığı güçlü göstermek yerine, olduğu gibi gösterir:
Yorgun, hassas ve çoğu zaman yalnız.
Bu yönüyle şiir, bir direnişten çok bir itiraf gibidir.
Dil ve Üslup
Didem Madak’ın dili:
gündelik
sade
yer yer çocukça
ama derinlikli
bir yapıdadır.
En dikkat çekici özelliklerinden biri şudur:
Cümleler basit görünür ama anlamları ağırdır.
Şiirlerinde:
ironi
kırık imgeler
ani duygusal geçişler
vardır.
Bu da şiire çok insani bir ritim verir. Okurken “kurgu” değil, gerçek bir iç ses hissedilir.
Yalnızlık ve İç Dünya
Bu kitapta yalnızlık sadece fiziksel bir durum değildir. Daha çok:
anlaşılmama
görülmeme
duyulmama
hâlidir.
Madak’ın şiiri, kalabalıkların içinde yalnız kalmış bir insanın sesidir.
Ve bu yalnızlık, zamanla bir kabullenişe dönüşür:
İnsan bazen yalnız kalmaz, yalnız olur.
Ölüm ve Kayıp
Şiirlerde ölüm doğrudan anlatılmaz ama sürekli hissedilir. Daha çok:
eksilen şeyler
geri gelmeyen insanlar
tamamlanmamış ilişkiler
üzerinden verilir.
Ölüm burada bir son değil, bir eksilme biçimidir.
Güzel bir bütün olarak varolmaz genelde. Güzeli güzel yapan küçük bir detaydır. Mesela birinin gözlerini seversin kalan kısmını sevgi güzelleştirir. Sırf bu yüzden sevdiği insanda yekpare güzellik arayan ziyandadır. Çünkü şiiri okutan bir mısrası,...
Güzel bir bütün olarak varolmaz genelde. Güzeli güzel yapan küçük bir detaydır. Mesela birinin gözlerini seversin kalan kısmını sevgi güzelleştirir. Sırf bu yüzden sevdiği insanda yekpare güzellik arayan ziyandadır. Çünkü şiiri okutan bir mısrası, kitabı sevdiren bir sayfasıdır.
Franz Kafka yakın arkadaşıyla tatsız bir olay yaşadıktan sonra şu muhteşem cümleyi kuruyor:
"Beni üzecek gücü sana verdiğim için kendimden özür dilerim."
Gidelim hadi.
Nereye?
Kimsenin kimseyi üzmeyeceği bir yere.
Üzüntünün tedavülden kalktığı bir yere.
İnsanların ağızlarından çıkan her sözün doğru olduğu, sevmenin gerçekten sevmek anlamına geldiği bir yere.
Ali Lidar